şimdi hacım dershanemin merdiveninde bir ayna var.
dershanem derken bana ait değil, benim gittiğim dershane.
bunu belirtmekte fayda var. her neyse.
onun önünde bir kalabalık var.insanlar saç ve başlarını bakıp bakıp düzeltiyorlar.onlara gerçekten acıyorum.
bazen “ulan dershanede ayna işine girsem kapıda dursam hiç yoktan kızlara sürüylen satarım.” diyorum.
sonra benim girdiğim işin bereketi kaçar diyor ve vazgeçiyorum.
Bir de toplu taşıma araçlarında,okullarda,cafelerde,banklarda ve parklarda telefonu ayna olarak kullanan bayanlar,hanımlar,kadınlar ve ablalar var.En çok onlara üzülüyorum.Cebimde bir ayna taşıyıp ,buyrun benimkini kullanın demek istiyorum.
Yazık lan.
Aynadan geliyor.
Garibim
gelmemezlikten gel
Ayten.
yalnızlıklar eskittim hasretinden.
sen gelirsen belki bana çay verirler.
salondan çıkar.
bahçeli bir eve taşınırım.
ciğerlere havayı
mideye çayı indiririm.
sen gelirsen bana yılın bekleyeni
sana yılın bekleteni ödülünü verirler.
sabah programlarına çıkar
ülke gündemini kaplarız .
şayet sen gelmezsen sana şiirler ve bir kitap yazarım.
şiirler okunmaz,
kitap tek satar.
onuda belki annem okur,
tabi yarısında uyur.
oda çok sıkıcı sessizlikten.
kolumda durmuş bir saat,
çalışmaz oldu o da sensizlikten.
gel artık Ayten.
aşk demlettim sana.
gönülden…
| sedef: | sen benim sandığımı mı karıştırdın? |
| mecnun: | ya o senin sandığın gibi bi şey değil. |
Çay içince ufkum genişliyor Ayten.
Sonra odama sığamıyorum ve beni salona alıyorlar.
Salon soğuk.
Gözlerin uzak,
Özlüyorum seni.
Ne yapsam bilmiyorum Ayten,
Haftalardır otobüste yoksun.
Kimselere soramıyorum.
Şehrin otobüsleri görmemiş seni
Haliyle, duraklarda bilmiyor.
Şoförlerse senden bir haber.
Gittin mi yoksa şehrimden.
Beni,otobüsünü bırakarak.
Ardında yaşlı gözler olmasanda.
Yaşlı insanların oturduğu koltukları bırakarak.
Gittin demek ki Ayten.
En son 17.35 otobüsünde görmüştüm seni.
Ağzında sakızın,dalgalı saçların..
Bakışların,bakışların.
Tek kelime konuşmazdık.
Sadece bakışırdık.
Ben aşkı yaşar,sen dalgana bakardın.
Gittin demek ki Ayten.
Sen gittin
Bana çay vermiyorlar, dünya küçüldü.
Odam sıcak.
Salon kilitli,
Sensizlik zor Ayten..
Sevmek ne güzel ..
Ne güzel şey, seni sevmek Sabiha.
Bakışların hep mi böyle güzel
Yoksa her biri bana mı özel?
Sen gülerken Sabiha, ufkum genişliyor.
Saçların rüzgârsız dalganıyor,
Ufkuma sığmıyor saçların.
Gökyüzümü deliyor bakışların.
Seni hatırlayınca Sabiha,
Bulmacanın boş karelerine şiirler yazıyor,
Türkünü dinliyorum,
Nakaratla giriyorum..
Seninle uzak diyarlara gidiyorum.
Böyle güzel mi olur hep gidişler.
Acep,
Sevenler hep boşuna mı bekler.?
Yoksa “güzel gidişler” sana,
Bekleyişler bana mı özel Sabiha..
………………………………………………….
“-sıkıntıdan yapılan,yazılandan insan sorumlu değildir.efenim.”