ayna..

şimdi hacım dershanemin merdiveninde bir ayna var.
dershanem derken bana ait değil, benim gittiğim dershane.
bunu belirtmekte fayda var. her neyse.
onun önünde bir kalabalık var.insanlar saç ve başlarını bakıp bakıp düzeltiyorlar.onlara gerçekten acıyorum.
bazen “ulan dershanede ayna işine girsem kapıda dursam hiç yoktan kızlara sürüylen satarım.” diyorum.
sonra benim girdiğim işin bereketi kaçar diyor ve vazgeçiyorum.
Bir de toplu taşıma araçlarında,okullarda,cafelerde,banklarda ve parklarda telefonu ayna olarak kullanan bayanlar,hanımlar,kadınlar ve ablalar var.En çok onlara üzülüyorum.Cebimde bir ayna taşıyıp ,buyrun benimkini kullanın demek istiyorum.
Yazık lan. 

Aynadan geliyor.
Garibim

Oc. 10, 2012 at 12:50am with 10 yorum
morcivertsapkali kullanıcısından yeniden blogladı
… çok güzel kızlar varmış ve Kant’ı da su gibi okuyorlarmış diye söylentiler çıkarıyorlar, doğru mu acaba? Onları ne yazık ki karşıdan karşıya geçerken ve vapurda bacak bacak üstüne atarken ve piyasa caddelerinde gözlerini ilerde bir noktaya dikmiş yürürken göremiyoruz, nerede saklanıyorlar dersin, bak ben ortadayım, onlarda kim bilir ne isterler? Kant’ın kendisini isterler, hem de güzel bir Kant isterler, kirli çamaşırlarını bile kimselere koklatmazlarmış öyle mi? Beni şimdiye kadar otuz yedinci sayfaya kadar okudular, sıkılıp ellerinden bıraktılar, o sayfam açık öylece kaldım, o sayfada sarardım, bizim bir arkadaş vardı, kadınlara kendini acındıracaksın diye öğüt veriyordu bana, çok üzülüyorum – ne yapacağımı bilmiyorum – yalnız kaldığım için intihar etmeyi düşünüyorum diye dert yandı mı bütün kadınlar ağına düşüyormuş, sonra bir yanlışlık oldu: Bu arkadaş -başımız sağ olsun- intihar etti, benim de korktuğum anlar oluyor, insan bu güven olmaz, pencere bu kadar yakınken ve iki adım daha atınca denize düşmek ihtimali varken, korkmayın canım şey, sizi elde etmek için yalan söyledim, ben ölür müyüm? ha- ha, vicdan azabı rolünde yaşamak niyetindeyim, kendimden bahsettiğime bakmayın, asıl mesele sizsiniz, ben yaşlanıyorum, siz hep genç kalıyorsunuz, yıllardır vapura binerim, yıllardır geniş caddelerde karşıdan karşıya geçerim, yıllardır yollarda yürürüm, gördüğüm kadarıyla siz hep gençsiniz, hep güzelsiniz, yirmi yaşında kalıyorsunuz her zaman, bir bayrak yarışında olduğu gibi gençliği birbirinize devrederek ilerliyorsunuz, ben benzetme için özür dilerim, sizi yerinizden oynatacak kadar heyecanlı bir benzetme yapmayı ne kadar isterdim, bizi iyi yetiştirmediler, hep ukalalık öğrettiler, öğretenleri bir elime geçirebilsem, sizin yanınızdaki delikanlılar da yaşlanmıyor, ne garip ne karışık bir düzen bu, bazen yanınızda yaşlıları da görüyorum, sakın paraya kıymet vermeyin olur mu? Sizi onlarla gördükçe daha çok üzülüyorum, beni kırmayın olmaz mı?
ayten II

gelmemezlikten gel
Ayten.
yalnızlıklar eskittim hasretinden.
sen gelirsen belki bana çay verirler.
salondan çıkar.
bahçeli bir eve taşınırım.
ciğerlere havayı
mideye çayı indiririm.
sen gelirsen bana yılın bekleyeni
sana yılın bekleteni ödülünü verirler.
sabah programlarına çıkar
ülke gündemini kaplarız .
şayet sen gelmezsen sana şiirler ve bir kitap yazarım.
şiirler okunmaz,
kitap tek satar.
onuda belki annem okur,
tabi yarısında uyur.
oda çok sıkıcı sessizlikten. 
kolumda durmuş bir saat,
çalışmaz oldu o da sensizlikten.
gel artık Ayten.
aşk demlettim sana.
gönülden…

Ara. 27, 2011 at 11:04pm with 34 yorum
adidasmontum kullanıcısından yeniden blogladı
sedef:sen benim sandığımı mı karıştırdın?
mecnun:ya o senin sandığın gibi bi şey değil.
ayten..

Çay içince ufkum genişliyor Ayten.
Sonra odama sığamıyorum ve beni salona alıyorlar.
Salon soğuk.
Gözlerin uzak,
Özlüyorum seni.

Ne yapsam bilmiyorum Ayten,
Haftalardır otobüste yoksun.
Kimselere soramıyorum.
Şehrin otobüsleri görmemiş seni
Haliyle, duraklarda bilmiyor.
Şoförlerse  senden bir haber.
Gittin mi yoksa şehrimden.
Beni,otobüsünü bırakarak.
Ardında yaşlı gözler olmasanda.
Yaşlı insanların oturduğu koltukları bırakarak.

Gittin demek ki Ayten.
En son 17.35 otobüsünde görmüştüm seni.
Ağzında sakızın,dalgalı saçların..
Bakışların,bakışların.
Tek kelime konuşmazdık.
Sadece bakışırdık.
Ben aşkı yaşar,sen dalgana bakardın.

Gittin demek ki Ayten.
Sen gittin
Bana çay vermiyorlar, dünya küçüldü.
Odam sıcak.
Salon kilitli,
Sensizlik zor Ayten..
 


 

zabiha.

Sevmek ne güzel ..
Ne güzel şey, seni sevmek Sabiha.
Bakışların hep mi böyle güzel
Yoksa her biri bana mı özel?

Sen gülerken Sabiha, ufkum genişliyor.
Saçların rüzgârsız dalganıyor,
Ufkuma sığmıyor saçların.
Gökyüzümü deliyor bakışların.

Seni hatırlayınca Sabiha,
Bulmacanın boş karelerine şiirler yazıyor,
Türkünü dinliyorum,
Nakaratla giriyorum..

Seninle uzak diyarlara gidiyorum.
Böyle güzel mi olur hep gidişler.
Acep,
Sevenler hep boşuna mı bekler.?
Yoksa “güzel gidişler” sana,
Bekleyişler bana mı özel Sabiha..
………………………………………………….

“-sıkıntıdan yapılan,yazılandan insan sorumlu değildir.efenim.”