Ocak 2012
2 gönderi
ayna..
şimdi hacım dershanemin merdiveninde bir ayna var. dershanem derken bana ait değil, benim gittiğim dershane. bunu belirtmekte fayda var. her neyse. onun önünde bir kalabalık var.insanlar saç ve başlarını bakıp bakıp düzeltiyorlar.onlara gerçekten acıyorum. bazen “ulan dershanede ayna işine girsem kapıda dursam hiç yoktan kızlara sürüylen satarım.” diyorum. sonra benim girdiğim işin...
… çok güzel kızlar varmış ve Kant’ı da su gibi okuyorlarmış diye söylentiler...
– (via morcivertsapkali)
Aralık 2011
9 gönderi
ayten II
gelmemezlikten gel Ayten. yalnızlıklar eskittim hasretinden. sen gelirsen belki bana çay verirler. salondan çıkar. bahçeli bir eve taşınırım. ciğerlere havayı mideye çayı indiririm. sen gelirsen bana yılın bekleyeni sana yılın bekleteni ödülünü verirler. sabah programlarına çıkar ülke gündemini kaplarız . şayet sen gelmezsen sana şiirler ve bir kitap yazarım. şiirler okunmaz, kitap tek satar....
sedef: sen benim sandığımı mı karıştırdın?
mecnun: ya o senin sandığın gibi bi şey değil.
ayten..
Çay içince ufkum genişliyor Ayten. Sonra odama sığamıyorum ve beni salona alıyorlar. Salon soğuk. Gözlerin uzak, Özlüyorum seni. Ne yapsam bilmiyorum Ayten, Haftalardır otobüste yoksun. Kimselere soramıyorum. Şehrin otobüsleri görmemiş seni Haliyle, duraklarda bilmiyor. Şoförlerse senden bir haber. Gittin mi yoksa şehrimden. Beni,otobüsünü bırakarak. Ardında yaşlı gözler olmasanda. Yaşlı...
zabiha.
Sevmek ne güzel .. Ne güzel şey, seni sevmek Sabiha. Bakışların hep mi böyle güzel Yoksa her biri bana mı özel?
Sen gülerken Sabiha, ufkum genişliyor. Saçların rüzgârsız dalganıyor, Ufkuma sığmıyor saçların. Gökyüzümü deliyor bakışların. Seni hatırlayınca Sabiha, Bulmacanın boş karelerine şiirler yazıyor, Türkünü dinliyorum, Nakaratla giriyorum..
Seninle uzak diyarlara gidiyorum. Böyle güzel...
- sevelim mi olric…?
- sevmek nedir efendim..?
- sevmek vazgeçmektir olric…....
– (via mistrafantastic)
eğer bir gün...
eğer bir gün yolunuz bir üniversiteye düşerse… beceriksiz adımlarla yürüyen bir kıza rastlarsanız. sanki düşecekmiş gibi, sanki ayakları birbirine dolaşacakmış, bir yere takılacakmış gibi. merdiven kollarını sıkı sıkı tutuyorsa. aceleyle yürüyorsa mesela. kalkacak son vapura, son trene yetişecekmiş gibi hızlı atıyorsa adımlarını. yere, toprağı incitecekmiş gibi basıyorsa, yer çatlayacakmış gibi...
2 etiket
anna
Biz her şeye, esirgeyen ve bağışlayan, çokça esirgeyen ve çokça bağışlayan, hep esirgeyen ve hep bağışlayan rabbin adıylabaşlayan adamlarız anna. büyücülerin, haramilerin, borsacıların, reklamcıların, korsanların, işgalcilerin, bankacıların elinden kurtulmamız da bundan. sanayi devriminde bile, karanlık, rutubetli, çok bağırışlı, çok nefessiz, çok sabahsız, çok aşksız, çok çiçeksiz, çok neşesiz,...
waffle ..??
nedir acep bu çılgınlık,waffle ne bokum olduda türedi son yıllarda.. çiğköftecide waffle ne ayak, bi tulumba,bi kadayıfın popülaritesi azalırken,waffle fena felaket her yeri sardı.. waffle ile ilgili hesaplar,durum güncellemeleri,türlü fantaziler.. belki algida dondurmasını bile yapmıştır..?? özellikle bayanlar “neler” oluyor size.? ilerleyen yıllarda waffle sevmeyen erkek ile...
1 etiket
Kasım 2011
4 gönderi
...
seneler, sen ellerime değmeden önce. sonbahar yağmurunda kapılmıştım omuzlarına kadar gelen saçlarına,içimi delen bakışlarına. uzun cümleler kurmuştum, utangaçlığımı atmış yalnızlığımı akıtmış, sonbahar yağmurunda ıslanmıştım sana. kağıt oyununda,kötü gelen elin ardından elimde ki en güzel eldin. hani sevmiştim de seni. seneler, sen başka ellere gitmeden önce.
Uzun Sen'ler..
Tipim ile dalga geçmene gerek yoktu, Bende seninle dalga geçebilirdim fakat, Gözlerine bakmaktan sana mı bakıyorum.. Bakmasam iki üç cümle kurardım. Ama iki üç,bilemedin dört. “Saat kaç,bugün ayın kaçı,kış geliyor” gibi. Her biri kısa,basit,net. Gerçi ben senin yanında adam akıllı cümle kuramaz,kelimeleri havaya asarken Sende beni anlamakta zorlanırken….. Bu gece uzun cümleler...
Gelgelelim hayat ne filmlerdeki, ne romanlardaki, ne de şarkılardaki gibi...
– murat menteş (via trt2gibikadin)
Ekim 2011
2 gönderi
siyah başlıksız şiir.
bir şarkı var dilimde sabahtan kalma bir küfür var ağzımda mahalleden bulaşma. eyvallah çok güzel değil sesim kusura bakmazsın artık,bu günde kendimde değilim..ben ki kaldırımlarda akrobatik hareketler peşindeyim gökyüzünde taş sektiren ekipteyim. az kaldı şarkılara küseceğim, makamımdan söylemiyor zeki müren her şarkıda biri var sanki beni döven herkese küstüm zaten, bakkal rıfkı,manav hakkı,...
Eylül 2011
7 gönderi
öylesine..
Dedemin evi hep tuhaf gelmiştir.Büyük bahçesi her cinsten ağaç ile küçükken uyumaya korktuğum bir yerdi.Ağaçların içinden sanki birisi fırlayıp gelecek gibi hissederdim.Önünden geçen ambulanslar,otobüsler tam bir karmaşaydı benim için. Ama zevkli yanları yok değildi. Kayısı,dut,kiraz ağaçlara tırmanmak dedem ile yarış halinde olmak. Bakkaldan Tekel 2000 alıp üstünü cebe atmak. Siyah...
Albunea II / Cem Karaca &Canım Benim →
Bu gece tüm yollarım sana çıkar mı Albunea ? Yoksa sen mi geliyorsun. Ben arayamadım kusura bakma Saat geç oldu Gerçi heyecandan sesim titrerdi ,belki de çoktan değişti numaran. Değiştirmişsindir belki de yalnızlığını başka şehirlere aldırmadan. En temizi seni yazmak. Dokunduğun ellerim ile, ellerini yazmak. Evet en güzeli. Çünkü seni sevmek mümkün olmayabilir hala, Sesini...
Calanthe II
Saatler ilerledikçe kötü şeyleri görmeye duymaya bilmeye daha bir yaklaşıyorum ve bu sefer o kadar çok çaresizim ki elimden birşey gelmiyor.Bunu öğrendikten sonra yine cümleleri yıpratacağım saçma sapan şiirsel duygularla.Yalnızlığıma yaşanmışlıklarıda ekleyip bir sigara yakarak kaçmak isteyeceğim bendeki senden.Ama biliyorum yine kaçamayacağım.En sonunda hıçkırıklarla bir yere yığılıp kalacağım...
Ağustos 2011
8 gönderi
Calanthe
Seni düşünerek yüreğimde sakladığım kelimeler şahittir seni sevdiğime Calanthe.
Savaş ortamına düşmüş bir caddenin kaldırımları kadar darmadağınım. Sesimi bile yarım yamalak hissediyorum kulaklarımda. Lügatimdeki her kelimeden sana dair söylenmemiş küresel nitelikte şiirler çıkartmaya çalışırken ruhuma dokunuyor yokluğun.
Ağır sancı nöbetleri geçirtiyorum satırlara. Göz yaşartıcı bombalara maruz...
öylesine.
kara küllüklerden bembeyaz dumanların çıktığı çayların,nargilelerin koşturduğu garsonların kalabalıktan benimse yalnızlıktan yorulduğum bir akşam vaktinde radyolar sevdiğin şarkıları çalıyor. her şarkı benden sana gidiyor, her şarkıyla bir sigara bitiyor..
gidişinle beraber çok şey değişti her yol sana çıkmıyor eskisi gibi yıllar geçti ,yollar değişti. gittiğinden beri kaç bahar geçti kaç...
Yalnızlık Taşı
Nedendir üstad ? Nedendir ki ? Yıllardır üç tarafım insanla, dört tarafım yalnızlıkla çevrili Sanki yalnızlıkla doğmuşum. Sanki atalarımız’ın Anadolu’ya gelişi gibi Dünyaya geldiğimden beri sürekli bir yalnızlık tehlikesi, Peşimi bırakmayan zifiri bir karanlığın gölgesi. Gerçi gölgesi olmaz ki aydınlığın. Artık susmuştur bu şehrin sevdası Yalnızlığa çıkar her adımında şehrin sokakları...
düetler bölüm iki : dökük sıvalı..
T.A.K :
Evin duvarlarına sinmiş bir koku unuttuğum Yıllar sonra onu bulmayı umduğum İşte o dökülmüş sıvalardan sen akıyorsun şimdi oluk oluk Tam kalbimin mahşerine, sana minnetle sunduğum.
M.A.M :
Ardına bakmadan gidiyorken sen Şehrim her zamanki gibi kalabalıktı Caddeler sokaklar hep senli zamanlara çıkarken Bana eşlik eden sıvası dökük bir yalnızlıktı.
T.A.K :
Şimdi...
Aslında
Aslında yazabilirim. Öyle güzel yazabilirim ki seni; Harf harf dökerim satırlarıma Yazabilirim.
Aslında hatırlayabilirim. Öyle güzel hatırlayabilirim ki seni Damla damla akıtırım gözyaşlarımı Hatırlayabilirim. Aslında dayanabilirim. Öyle güzel dayanabilirim ki aldırmazlıklarına Susarım, görmezden gelirim Dayanabilirim. Ömer Köse
Yazamıyorum
Sevgilim… Yazamıyorum artık. Gücüm yetmiyor aldırmazlıklarını kaldırmaya, Dayanamıyorum senli cümleler kurmaya, Anımsamaktan korkuyorum seninle geçen zamanları. Yazamıyorum… Ömer Köse
Temmuz 2011
15 gönderi
Üstad
Kap gel dertlerini açalım soframızı Üstad. Sen yanında getir sevdiğin ruhları ben getireyim bana ait olmayanları. Dibine vuralım yaşanmışlıkların. Sonrada kaybolalım tüm gerçeklerle beslenen hayallere. Susalım en dibe kadar!..
Ömer Köse
h.s.k.
Senli gecelerin kafiyesi bunlar Bunlar ki sensiz geçen gecelerin çilesi Sokaklarımızda dolaşan insanlar Artık diyorlar bana yalnızlığın efendisi. Anlamalıydın hepsi,her biri senin içindi Her gece beni ağlatan, okyanus mavisi gözlerindi. Şimdi ben, en az gözlerin kadar ellerine de hasretim. Çıkıp gelsen olmaz mı,bir vakitte Vakti geldi artık batmakta sevda güneşi Saklanıyor ardıma yalnızlığın...
tutmadığın ellerimden,tutamadığım gözlerine.
Düşünmelerdeyim gözlerini Biraz zaman ver yalnızlığıma Kısayım müziğin sesini Sende biraz arttır sessizliğini Bir güvercin uçuruyum yeryüzünde, Gökyüzü yasak gökyüzü dar bize Aslında yeryüzü daha büyük sanki Daha çok hayal sığar yeryüzüne Zaten kim biliyor ki hayallerin özünü, Ve kim bulmuş ki gökyüzünde seni… Bence gökyüzü bulmuş rengini sende Kuşlar senden ögrenmiş uçmayı Denizler de...
sensizliğin frekansı hep aynı.
tüm taslakları şiir yaptım
sana dair ne varsa tek tek
içimden döktüm satırları bu gece.
4.2 şiddetle yalnızlanan bu şehrin sokaklarında
sana dolaştım her geceki gibi
caddelerin boşluğunu ,mezarlıkların doluluğunu içime çektim.
tek başıma tavla oynadım.
zarları hep kendime salladım.
sıcak içtim kolayı,kapağını çevirmeden açtım
bir litre yalnızlık kazandım geceden.
sokaklardan değil...
mevsimler sende,yalnızlıklık bende.
bu kış gelir misin ? bekleyim mi sessizce kışı
bir cevap bekliyorum sessizliğinden,
ne yaparsın güzelim benimkide bir kimlik arayışı
mutluluktan terk bir insanın
olmaz mısın geceleri yoldaşı.
çok şey değil senden istediğim
bir sıcak kahvem olsun yeter
sen uyursun ben yazarım
ben sana uyarım ,sonra ben tekrar yazarım
seninde beni sevdiği sanarım
balkonda sigaramla ısınırım bir kış...
zilyonlarca yıldır cevapsız kalan soruyu sorma...
ben aşkı kitaplardan öğrendiğim
filmlerden gördüğüm kadarıyla biliyorum
aşk nedir diye sorma bana
hiç dokunamadım ki ben sana
yağmurda ıslanmak nedir bilmem ki
gözlerinde kaybolmak nedir bilmem ki
gözlerini kör kütük hatırlarken
aşkı sorma bana bildiğim bir kaç şiir
bir kaç şarkıdır aşktan yana
ben hasretini, yokluğunu
ha birde uyku tutmayan yalnızlığımı ezbere bilirim.
kusura...
biraz roman ,biraz şiirden, biraz da senden..
romanlaştırmak istediğim bir yalnızlıktı bizimkisi ne zaman başlaşam yazmaya olay eksikliğinden yarım kalmış yer mekan zaman senden mahrum bir yarım yalnızlık oluyordu. hikayeleştirmek istediğim bir aşktı bizimkisi gezmediğimiz parkları oturmadığımız bankları tek tek yazmak isterdim ama o kadar çok yer var ki şehrimde senden mahrum gözlerine yabancı , zilyonlarca kaldırım taşına nasıl...
düetler bölüm bir :yalnızlık şarkısı
M.A.M:
Seninle şöyle karşılıklı bir çay içmek isterdim,
Birde sigara yakmak yanında..
Dumanlarında kaybolmak
Muhabbetiyle yanmalı, dumanıyla savrulmayı isterdim.
Şöyle karşılıklı deniz kenarında,
Şehrin öteki yakasında…
A.Ö:
Ben sende derdimi bulmayı isterdim.
Tüm sıkıntıları üstümden atmış,
Bir dostumun elinden tutmayı isterdim.
Yanıp sönen sigaram gibi söndür sen dertlerimi,
...
yap-boz , sen-biz
kurgusal bir zemin üzerine yapmadığım olayları
puzzle hesabı tek tek
amaçsızca yerleştiriyorsun
sonunu düşünmeden , aşkı , beni
şehrimi düşünmeden
bir yalnızlıktır bırakıp gidiyorsun..
gitmek istiyorsan git güzelim
çok değil bir kaç güne yolundan çekilir gözlerim
ki zaten bana bir ömür ağır gelir kömür gözlerin..
m.a.m
hepsinden karışık, ortaya 100 gr bir yalnızlık
aşka bakakalıyorum bu aralar
ne zaman yalnız kalsam sen beliyorsun yanı başımda
sokak ,mahalle , semt her türlü yerleşim biriminde senden kapılmış bir parça var bu şehirde.
ve ben bir gece vakti kuzeylerden firar rüzgarlarda
hasret tarafından düzenlenmiş yolların ortasında
verdiğin derin rahatsızlık için özür dilemesende
yürüyorum yollarında bir gece vakti
senli günlerin sıcaklığı ile.
...
p.p.b//bölüm üç
peri padişahının baldızı
çekmiş yine üstüne kırmızıları
hasretiyle bakışan ,
yalnızlığıyla yarışan
boz bulanık aşka karışan rengi..
artık güneşten mi mevsimden mi
nerden kapılmış bu güzellik
neden giymiş bu kırmızıları
en yakın yalnızlığa selam partisi önümüzdeki
sensizlik ertesindeyken, ki ona da bir sensizlik kadar zaman varken.
yoksa tekrardan bırakıp gidiyorsun mu
peri...
yalnızlıgı geçince solda kalıyor gözlerin.
nerden karışıyorsun havaya nerden giriş yapıyorsun beynime söyle hangi kulagım duydu önce ne bakıyorsun ki anlamadım öyle. şiir mi yazıyım gene rahat bırak bari bu gece banada gerçi yazmazsam içmediğim on binince kahve küser zaten aşk küs yollar küs sanş dünden küs edebiyattan özdemir mitolojiden olmayan herküs al işte herkes küs .. yapacak bir şey yok bekle biraz bir şiirle geliyim bu gece...
p.p.b//bölüm iki
aşk mıdır seni görünce beni bulan
yoksa yalnızlık mıdır her gece seni sayıklatan
ahh ahh peri padişahının baldızı
sen ki gelmemekten usanmayan
haliyle uzaklarda kalan
hasretle bütünleşen
özlem ile görüşen
eş anlamlılarının dilinden düşmeyen
adımı yalnızlığın efendisi
-şehrin gölgelisi- bırakan
al işte sana son satırlarım
daha ne diyebilirim ki sana
kendi seçimin
oysa bendim diyemem...
peri padişahının baldızı
Görmeyecektim rüyamda seni
Bak işte kaşınıyor gene sakallarım
Terleyen ellerim
Sana gelen, benden giden şiirlerim.
Ah ah peri padişahının baldızı
Ağzında umarsızca sakızı,
O da benim gibi gecenin yalnızı..
Sensizlik belediyesinin yaptırdığı bankların
Soğukluğu hala bende,
Bense tanımadığım memleketlerde
Senin peşinde..
Ah ah peri padişahın baldızı
Çıkar artık şu sakızı..!
Gel yanıma paylaş...
Haziran 2011
6 gönderi
kaptan
gene düştüm yollarına düm düz akıyorum yalnızlıklarıma açtım radyoyu o çok sevdiğimiz şarkılar çıkar umuduyla dinliyorum ve gece ona en çok yakışan hüzünle selam duruyor otobüsüme. fazlada sallamıyor kaptan zaten kavuşmamıza da var bir hayli zaman.. ortadan git kaptan var git,yavaş git şeritlere aldırmadan kavuşmaya var daha zaman “kaptan yavaş git ödenmez öteki tarafta hasret borcu taksit...
....
Ve aşk ne olduğu belirsiz kimliğini arayan bir haziranda
Tekrar göründü gönül kıyılarında
Ve aşk çıkmaz bir sokakta
Belediye tarafından tekrar imar edildi
Gönül karşılığı, kentsel bir ölüşüme
Aşksal bir dönüşüme çevrildi
Ucuza olmasa da işte parsellendi gönül toprakları..
Her şey tamam
Gönül muhtarı onayladı mı evrakları
Birkaç güne taşın gel bana.
Yolunu arayan ,sonunu bulmaya çalışan
Irmaklar...
....
Son dakikalar… Son görüş, son bakış, son duyuş…
Sen hayata hep bir tebessümle yaklaş,
Mutluluğu, yıldızlara ulaşmışcasına doyasıya yaşa.
Sevgiyi, sonsuzluğa uzanan bir deniz gibi,
Avuçlarının arasında yudum yudum hisset.
Ve sen, şehrin tüm ışıklarını söndüren bir gecede
Sabaha uyanmak için kapattığında gözlerini,
Şu fısıltı kulağından hiç eksik olmasın;
‘Sen iyi ki...