Saatler ilerledikçe kötü şeyleri görmeye duymaya bilmeye daha bir yaklaşıyorum ve bu sefer o kadar çok çaresizim ki elimden birşey gelmiyor.Bunu öğrendikten sonra yine cümleleri yıpratacağım saçma sapan şiirsel duygularla.Yalnızlığıma yaşanmışlıklarıda ekleyip bir sigara yakarak kaçmak isteyeceğim bendeki senden.Ama biliyorum yine kaçamayacağım.En sonunda hıçkırıklarla bir yere yığılıp kalacağım ve kendime
-“Ömer! Elinde neyin vardı ki neyi kaybettin sen?” diye soracağım.
Cevabım ise hep aynı olacak;
-“yaşadıklarımız? Benim Ona olan sevgim?”
Yine kendi kendime cevap vereceğim;
-“yaşanmışlıkların,sevgin ne varsa işte hepsi bir kaç satırdan ibaret değil mi?”…
Susacağım.Cevap verebilecek takatim kalmayacak.Aklıma gözlerin gelecek onlara eşdeğer cümleler kuramayacağım.Ve hıçkırıklarla dolu dakikalarımda dudaklarımdan çıkacak tek bir cümleyi mırıldanacağım kendi kendime, sessizliğe, sensizliğe;
-“ben O’nu çok sevmiştim…”
İşte Calanthe ben seni bu kadar kendime farz kılarken bir başkası niye?
Ömer KÖSE